Çocukluk Döneminde Diyabet ve
özellikleri
Diyabet çocukluk çağında görülen kronik
hastalıkların başında gelmektedir. Bu çağdaki diyabet vakalarının
%98’inden fazlasını İnsüline Bağımlı Diyabet(IDDM) vakaları oluşturur.
Bilindiği gibi IDDM, otoimmün veya Tip 1
diyabet terimleri ile eş anlamlı kulanılmakta ve pankreas beta hücrelerinin
harap olduğu kronik otoimmün bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. IDDM
genetik yatkınlık zemininde çevresel (kimyasal ve/veya viral) bir faktörün
tetik çekici rolüyle başlamaktadır. Genellikle pankreas beta hücrelerinin %
80’i harap olduğunda klinik diyabet bulguları ortaya çıkmaktadır. IDDM
prediyabet (klinik diyabet öncesi), klinik diyabet, hastalığın iyileşmediği
ancak belirtilerin kaybolduğu dönem ve kronik (süregen) diyabet olmak üzere
4 döneme ayrılarak incelenmektedir. IDDM’e neden olan immünolojik saldırının
klinik diyabet bulgularından aylar-yıllar önce başladığı bilinmekte ve
son yıllarda hastalığın prediyabet döneminde saptanıp tedavi edilmesi üzerine
yoğunlaşılmaktadır.
Çocukluk Döneminde Diyabet
Ne Sıklıkla Görülmektedir?
IDDM sıklığı bakımından ülkeler (bölgeler)
arasında belirgin farklılıklar vardır. 15 yaş altı çocuklarda IDDM sıklığı
Japonya’da 2/100.000, Finlandiya’da 43/100.000’dir. IDDM insidansı10-12
yaş (büyük pik) ve 2-3 yaş (küçük pik) arasında artmaktadır. İskandinav
ülkelerindeki veriler özellikle 5 yaş altında IDDM sıklığında artma olduğunu
göstermektedir. IDDM soğuk bölgelerde ve kış aylarında daha sık görülür.IDDM
için ailesel bir eğilim sözkonusu olmakla birlikte bilinen bir genetik geçiş
yoktur. Tek yumurta ikizlerinden birisinde IDDM varsa diğerinde olma riski %35,
IDDM’li anne veya babanın çocuğunda görülme riski %6, genel popülasyondaki
risk % 0.5'dir.
;Çoçukuk Döneminde
Diyabetin Bulguları
Diyabetli çocuklar genellikle diyabetin klinik
semptomları olan çok idrar yapma (poliüri), çok su içme (polidipsi) ve kilo
kaybı bulguları ile hekime başvururlar.Bu bulgular olduğunda genellikle tanı
güçlüğü çekilmez. Bununla birlikte hastalığın akla gelmemesi veya
atipik klinik bulguların görülmesi tanıda gecikmeye neden olabilir. Bazı çocuklar
gürültülü bulgularla ve birkaç gün içinde gelişen diyabetik ketoasidoz
tablosu ile başvurabilirler. Acil olmayan başvurudaki bulgular şunlardır:
Daha önce idrar kaçırmayan
çocuklarda enürezis (Gece işemesi) başlaması. Bu bulgu idrar yolu
enfeksiyonu veya fazla su içmeye bağlanıp diyabet tanısı gözden kaçırılabilir.
Özellikle puberte öncesi
kızlarda olmak üzere vaginal kandidiyazis (mantar enfeksiyonu).
Kusma (gastroenterite bağlanabilir)
Kronik kilo kaybı veya büyümekte
olan çocuğun yeterli kilo alamaması.
Huzursuzluk ve okul
performansında azalma.
Tekrarlayan deri
enfeksiyonları.
Çocuklarda Diyabet Koması
Diyabetli çocukların %50’si Diyabetik
Ketoasidoz adı verilen ağır klinik bulgularla seyredebilir. Zamanında
farkedilmeyen ve tedavi edilmeyen diyabetik ketoasidoz vakalarında ölüme yolaçan
koma tablosu görülebilir. Çocuklarda ağır diyabetik ketoasidoz aşağıdaki
bulgularla seyreder./
Ağır dehidratasyon (vücudun
susuz kalması)
Şok (hızlı nabız atımı,
tansiyon düşüklüğü, burun kulak parmak uçları vb. organlarda morarma )
İnatçı kusma
Vücuttaki sıvının
azalmasına rağmen devam eden çok idrar yapma
Sıvı kaybına, yağ ve
kas dokusu yıkımına bağlı kilo kaybı
Ketoasidoza bağlı
yanaklarda kızarma
Nefeste aseton kokusu
Diyabetik ketoasidoza bağlı
derin ve hızlı solunum
Bilinç bozuklukları
Çocukluk çağında diyabet
tedavisi
Çocukluk çağında ketoasidoz dışı IDDM
tedavisi başlıca 4 bileşenden oluşmaktadır: 1. Diyabet eğitimi, 2. İnsülin
yerine koyma tedavisi, 3. Beslenme planlaması ve 4. Egzersiz. Bu bölümde
diyabet eğitimine kısaca değinildikten sonra insülin replasman tedavisi üzerinde
durulacaktır. Bu çağdaki IDDM tedavisinin amaçları şunlardır:
Ailenin katılımı ile çocuk/adolesan
ve ailenin ihtiyaçlarını belirleyerek kişisel diyabet bakım planı hazırlanması
Psikososyal destek
Vücuttaki insülin ve şeker
dengesinin kontrolü
Normal büyüme ve gelişmenin
sağlanması
Bu amaçlara ulaşabilmek için diyabetli çocukların
büyüme ile değişen ihtiyaçlarına duyarlı bir tedavi ekibi tarafından
izlenmesi gereklidir. Uluslararası Çocuk ve Adolesan Diyabeti Birliği’nin yönergesine
göre diyabet tedavi ekibi aşağıdaki kişilerden oluşmalıdır:
Hastanın veya ailenin
kendisi
Pediatrik endokrinolog
veya çocuk/adolesan diyabeti konusunda eğitilmiş pediatrist
Diayabet eğitimcisi
Diyetisyen
Psikolog/sosyal hizmet
uzmanı
Diyabet Eğitiminin Önemi
Diyabet eğitimi diyabet tedavisinin en önemli
bileşenidir. Yakın zamandaki yayınlar diyabet eğitimine insülin tedavisine
eşdeğer bir önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Bunun nedeni diyabet
bakımını, dolayısıyla metabolik kontrolün iyileştirilmesini etkileyen en
önemli faktörün hastaların kendi kendine bakım becerileri olduğunun gösterilmesidir.
Çok küçük yaştaki çocuklar dışındaki her yaştaki çocukların kendi yaşlarına
uygun ihtiyaçları ve problemleri dikkate alınarak eğitilmeleri gereklidir.
Bazen yapıldığı gibi ailenin eğitilmesi yeterli görülmemeli, diyabet bakım
bilincinin küçük yaşlardan itibaren geliştirilebileceği unutulmamalıdır.
Diyabetli çocuk ve aileleri için uygulanacak bir eğitimde genel olarak aşağıdaki
konuların işlenmesi önerilmektedir:
Diyabetin nedenleri
İnsülin saklanması
İnsülin enjeksiyon
teknikleri
Kan şekeri ölçümü
İnsülin dozlarının
ayarlanması
Psikososyal ve aile desteği
Hipoglisemi ve tedavisi
Hastalıklar sırasında
diyabet tedavisinin düzenlenmesi
Yolculukta diyabet bakımı
Diyabet ve egzersiz
Beslenme ilkeleri
Doğum kontrolü
Alkol ve diyabet
Diyabetin komplikasyonları