|
| |
HAMİLELİKTE
PSİKOLOJİK GELİŞMELER
Ruhsal olarak sağlıklı kadınlar hamileliği, kendilerini gerçekleştirme, temel
bir ihtiyacı
tatmin etme, dişilik hakkında kendileriyle ilgili şüphelerini azaltan ve kadın
kimliklerini
tam olarak yaşamalarını sağlayan bir üretme eylemi olarak algılarlar.
Hamilelikte duygusal
değişime neden olan etkenler şu şekilde sıralanabilir:
- Hormonal değişiklikler
- Vücut biçiminin değişiklikleri ve algılanması
- Hamilelikle ilgili bilinçli ya da farkına varılmayan düşünce, duygu, tutum,
beklenti ve
çatışmalar.
Hamileliğin her üç ayında kendine özgü bir uyum süreci yaşanmaktadır.
İlk üç ay: Bu aylarda kadın hamile olduğu gerçeğine uyum sağlanmaya çalışılır.
Eğer
istenilen bir gebelikse mutluluk, haz, doğum duygusu beraber yaşanır. Kadının
aile ve iş
durumu, eşiyle ilişkisi hamilelik durumunun yaratacağı yeni güçlük ve
gereksinimleri
karşılamasında etkili olur. Bu dönemde duygu, mizaç değişiklikleri görülür. İlk
üç ayda
yaşanılan mide bulantısı, kusma, ağız sulanması, iştah değişiklikleri,
duygu-mizaç
değişiminin şiddetini ve seyrini de etkiler.
İkinci üç ay: Bu dönemde bebekle olan bağ daha derinleşir. Çünkü artık bebeğin
hareketleri
hissedilmekte ve yeni, canlı ayrı bir varlığın farkına varılmaktadır. Üçüncü üç
ay: Bu son
dönemde bebek annenin bütün sistemlerini etkilemiştir. Doğum yaklaştıkça,
doğumun nasıl
gerçekleşeceği, bebeğin sağlıklı olup olmayacağı, doğum sonrası bebeğin bakımı,
annelik rol
ve işlevinin yeterince yürütüp yürütemeyeceği gibi endişeler ortaya çıkmaya
başlar.
Huzursuzluk, uykusuzluk, sabırsızlık, kaygılı bekleyiş, doğumu da zor ve acılı
bir deneyim
haline getirir.
Eş ve çevre faktörleri: Hamilelikte kadının psikolojisi doğrudan doğruya
etkileyen çok
önemli diğer faktörler, eşinin tutumu ve içinde yaşadığı psiko-sosyal çevredir.
Erkeğin
destek, güven ve yakın ilgisi, her iki tarafın da yaşadığı ruhsal karmaşayı
azaltır. Erkek
çeşitli zorlamalarla ne kadar başarılı biçimde baş edebilirse, kadının uyum
sağlamasını da
o kadar kolaylaştırır. Erkeğin yapısı ve olgunluğu, yardımcı olmaya, paylaşmaya,
destek
olmaya müsait değilse, kadının yükü ağırlaşacaktır.
Doğum sonrası ruhsal reaksiyonlar: Doğumu izleyen ilk bir haftada yeni duruma
uyum sağlama
ve annelik rolüne adaptasyonla birlikte, biyolojik, hormonal dengedeki ani
değişikliklerle
ortaya çıkan hafif huzursuzluk, uyumsuzluk ve ağlama krizleri görülebilir. Bu
durum,
annelerin % 50-80?inde ortaya çıkar ve 1-2 hafta içinde, herhangi bir tıbbi
müdahale
olmadan geçer. Loğusalık depresyonu ise annelerin % 10-15?inde görülebilir ve
tedavi
gerektiren ciddi bir durumdur.
Anne ilk günlerde bebeğinin ağlamasını anneliğinin yetersizliğine bir tepki
biçimde
algılayabilir. Yeni anneye çevreden verilen tutarsız, çelişkili mesajlar da
şaşkınlığını ve
endişesini arttırır. Bunun yanında annenin iş hayatı ve kariyer beklentilerine
yönelik
kaygıları da rol çatışmasına yol açabilir. Yeni doğanın mutlak bağımlılığını
kabul etme
güçlüğü ortaya çıkabilir.
Bu dönemin sağlıklı geçirilebilmesi için eşin ve yakınların yardımı, duygusal
desteği ve
sosyal destek mutlaka sağlanmalıdır.
Ayrıca anne adayı demir ilacını ve emzirdiği sürece vitamin ilaçlarını
kullanmalı, uyumaya,
beslenmeye özen göstermeli, kendisine zaman ayırmalı, eşiyle yemeğe, sinemaya,
konsere,
alışverişe çıkacak zamanlar ayırmalıdır.
| |
|