|
| |
Cinsel sorunlara ‘ev ödevi’
Cinsel sorunların
tedavisinde iyileştirici püf noktası, çiftin aktif olarak tedaviye katılması,
emek vermesidir
Aşk ve cinsel yakınlık
düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutlarıyla iki insan arasında bir
etkileşimdir. Yakınlık kurmak insanın kendisini, duygu ve düşüncesini ve hatta
bedenini, iç dünyasını bir başkasına açmasıdır. İlişkiler ve cinsellik insana
sevilmeye değer birisi olduğu duygusunu yaşatır. Bu kadınlığın ve erkekliğin bir
açıdan onaylanmasıdır. Düzenli, paylaşımlı, yakın ilişki içinde olmak çoğu
insanın kadın veya erkek istediği bir durumdur.
Doğumdan ölüme kadar bir yaşam dürtüsü olarak süren insan cinsel
davranışı tek bir biçime uymaz. İnsanlar cinsel dürtü, güç ve tercih ettikleri
cinsel anlatım ve doyum açısından farklıdır. Bireyin toplumdaki ilişkileri,
yaşam koşulları, içinde bulunduğu kültür ortamı, kadın veya erkek oluşu, yaşı,
yaşamı boyunca cinsel deneyimlerini ne kadar geliştirdiği gibi çeşitli etkenler
bu farkları belirler. Tedaviyi üstlenen kişinin bu değişkenleri bilmesi, kendi
değer yargılarını karşısındakine yüklememesi açısından önemlidir.
SIKINTI KAYNAĞI
Cinsel yaşamda aksaklıklar birey için haz ve doyum duygusunu kaybetmekten
öte bir sıkıntı kaynağıdır. Cinsel sorunlar, insana sevilmeme, beğenilmeme, terk
edilme korkusu, yalnızlık, kendine güvensizlik, küçük düşme, mahçup olma,
diğerlerine göre eksiklik gibi duygular yaşatır. Çift ilişkilerinde sıcaklık,
aşk, cinsellik, yakınlık ve korunma gibi duygusal doyum sağlayan gereksinimler
maddi doyum kaynaklarından daha fazla risk altındadır. Eskiye göre cinsel
sorunlarda azalma veya artma olmadı, ancak insanlar artık cinselliklerinin
önemini daha çok fark etmeye başladı ve çareyi bilimsel yöntemlerde bulmaya
çalışıyorlar. Tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler hem tedavicilerin hem de yardım
arayanların cesaretini arttırmıştır.
Cinsel işlev bozukluğunu bireyin alışılagelmiş cinsel ilgi ve tepkisinin
değişmesi ve bu sürenin uzaması olarak düşünürüz. İnsanda tedavi gerektirecek
bir cinsel sorun olup olmadığı yargısına varmada, kişinin kendisinde bir cinsel
sorunun varlığını algılaması veya eşinin öyle düşünmesi önemlidir.
İki kişi arasında cinsel etkileşim ve sorun alanlarını; cinsel istek,
uyarılma, cinsel birleşme, orgazm ve cinsel doyum başlıkları altında
toplayabiliriz.
CİNSEL İSTEKSİZLİK
İsteksizliğin cinselliği tamamen etkilemesi nadirdir. Daha sık olarak
cinsel istekte azalma olur. İsteksizlik belli bir eşe veya sevişme şekline olur.
Sevişmeden kaçınma özellikle diğer eşin arzu ve talepleri olduğunda çoğalır.
Kadınlarda daha çok pasif direnme ve iğrenme görülürken, erkeklerde başarısızlık
korkusu nedeniyle cinselliğe uzak durma daha çoktur. Klinik başvurularda cinsel
isteksizlik kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Genellikle çiftler arasındaki
sorunları yansıtır. Bazı kadınların kendiliğinden cinselliğe ilgileri yoktur
fakat eşlerinin yaklaşımına fizyolojik bile olsa yanıt verir, uyarılır ve orgazm
olurlar. Kadınlarda aşk cinsel isteği artıran bir etkendir.
Kadınlarda olduğu gibi, bütün erkeklerde de bazan cinsel ilgi kaybı
olabilir, fakat özellikle bu nedenle erkeğin yardım araması nadirdir. Bunun bir
nedeni, cinsel ilginin azalmasının sıklıkla ereksiyon güçlüğü veya başarısızlık
korkusuna yol açması ve bu nedenle yardım aramasıdır. Erkekte baştan beri cinsel
ilgisizlik olduğunda bir organik neden olup olmadığı dikkatlice araştırılır.
Ancak depresyon ve fiziksel hastalıklar önemli olduğu gibi eşle olan genel
ilişki bozukluğunun da rolü vardır. Cinsel ilgi düzeyi değerlendirilirken,
sadece eşe olan cinsel ilgi değil, aynı zamanda kendiliğinden cinsel fantezi
sıklığı, mastürbasyon sıklığı, başka erkek veya kadınların çekici bulunup
bulunmadığı dikkate alınır.
Erkekte sertleşme güçlüğü, penisteki ereksiyon süre ve gücünün cinsel
ilişki için yeterli olmaması halidir. Çoğu erkekte işlev bozukluğu daha çok
cinsel birleşme sırasında ortaya çıkar, mastürbasyon veya ön sevişme sırasında
sertleşme zorluğu daha azdır. Sertleşme tepkisi psikolojik etkenlere çok
duyarlıdır. Özellikle, endişe, fiziksel hastalıklar, ilaçların yan etkisi ve
alkol önemli etkenlerdir. Bazı erkekler sönük bir penisle de boşalırlar. Bunlar
zayıf hissedilen orgazmlardır ve doyurucu değildir.
TAMAMLANMAMIŞ EVLİLİK
Kliniğe “cinsel soğukluk” yakınmasıyla başvuran kadınlarda bu soğukluğun
“soğuma” veya “ısınamama” olduğu görülmektedir. Hiç uyarılamama nadir bir
sorundur. Uzun evlilik yıllarına rağmen henüz cinsel birleşmenin olmaması
çiftler için çok önemli bir sorundur. Klinik başvurularda bu sorun birinci
sıradadır. Tamamlanmamış evlilik de diyebileceğimiz bu durumda erkekte giriş
anında sertleşmenin olmaması veya kaybı kadında kadında ise cinsel birleşmeye
yeltenildiğinin her seferinde vajina kaslarının kasılmasıdır. Vajinismus
dediğimiz bu durum çifte vajinanın kilitlenmesi, böyle bir girişin olmadığı
penisin duvara çarpması, hatta yerini bulamama gibi duygular yaşatır.
Cinsel birleşmenin çok acı vereceği beklentisi tabloya hakimdir. Anatomik
olarak vajinismik kadınların genitalleri normaldir. Fakat her giriş hamlesinde
vajinal kaslar o kadar çok kasılır ki cinsel ilişki olanaksızlaşır. Her cinsel
birleşme girişimi kadında yoğun endişe, sıkıntı, ağlama ve korku uyandırır,
kadın paniğe benzer bir tepki verir. Ancak “giriş tehlikesi” durduğunda bir
yatışma olur. Kaçınma davranışına geri çekilme tutumu ile eşlik eden erkek,
sorunun ertelenmesinde erkili olur. Erkeğin pasif davranışı, sabırlı ve
anlayışlı olarak yorumlanır, genelde evlilik sorunu çıkmaz. Ancak kadının yoğun
suçluluk ve minnettarlık duyguları dikkat çekicidir. Çiftin aktif olarak
tedaviye katılması durumunda düzelme kısa zamanda gerçekleşir. Vajinismusu olan
kadınların genelde cinsel uyarılma ve orgazm sorunu yoktur. Evlilik ilişkisi
değişebilir fakat çoğu zaman mutlu bir beraberlik tablosu sunularak tek
mutsuzluk nedeninin birleşememe olduğu belirtilir. Yine kadının çocuk sahibi
olma isteği, kararı öne çıktığında tedaviden yararlanma daha hızlı olur.
Kadınlarda diğer bir sorun da cinsel birleşmenin ağrılı olmasıdır.
Ağrılı cinsel birleşmede ağrı duyulacağı beklentisi uyarılmayı yarıda
keser, vajinadaki kuruluk acıya neden olur ve giderek sevişmeden kaçınma
alışkanlık haline gelir. Bu sorunda genellikle çiftin ilişkisindeki çatışmalar
veya kadının menapozda olmasının rolü vardır.
ORGAZM BOZUKLUKLARI
Orgazm evresinde ortaya çıkan sorunlar, erkekte erken veya geç boşalma
veya boşalmanın olmamasıdır. Kadınlarda orgazm ggüçlüklerinden söz edebiliriz.
Kadınlarda orgazm sorunları kadının orgazm olma kapasitesi kadar erkeğin
deneyimine de bağlıdır. Yine orgazm güçlükleri uyarılamamaya bağlı olabileceği
gibi uyarılma iyi olsa da orgazmın ketlenmesine bağlıdır. Orgazmın ketlendiği
gruptaki kadınlar, sevişmeyi başlatabilirler, uyarılabilirler, sevişme ve cinsel
birleşmeden zevk alabilirler fakat cinsel uyanmanın bir yerinde takılıp
kalırlar. Kadın orgazmını tarif etmek kolay değildir, yaşayınca kolay
tanınabilecek bir durumdur. Hapşırığa benzetilebilecek bir refleksdir. Orgazm
başlıca klitoral uyarılma ile başlar ve vajinal kasılmalara yol açar. Orgazm
gereksinimi erkeklerden kadınlardan daha fazladır. Hastalık ve yorgunluk gibi
durumlardan da kadınlar erkeklere oranda daha fazla etkilenirler. Kadınlarda
cinsel birleşme ile orgazm olamama sık rastlanan bir durum olduğu için tedavi
edilmesi gerekli bir durum olarak değerlendirilmez.
CİNSEL DOYUMSUZLUK
Cinselliğin son derece önemli olan bir diğer boyutu da cinsel doyumdur.
Bu, kişinin cinsel iletişimden hoşlanması ve mutluluk duymasıdır. Kişinin bir
cinsel ilişkiden hoşnutluk derecesi, sadece bir cinsel işlev bozukluğunun olup
olmamasına değil, aynı zamanda ilişkinin cinsel ve cinsel olmayan boyutlarına da
bağlıdır. Cinsel doyumsuzluk çoğu zaman eşler arasında genel ilişkideki
güçlükleri yansıtır. Eşler arasındaki çekimin azalması, sevişmede çeşitlilik ve
deneyim eksikliği, isteksiz tekrarlanan cinsel ilişkiler de cinsel doyumu
azaltır.
CİNSEL SORUNLARDA ORTAK ETKENLER
Cinsel aksaklıklar değişebilen çeşitli nedenlerin biraraya gelmesinden
doğar. Psikolojik nedenlerin başlıcaları şunlardır: cinsel deneyimin sınırlı
oluşu, cinsel bilgilenmenin eksikliği veya yanlışlığı, cinsel dürtünün
zayıflığı, eşle olan genel ilişkinin zayıflığı, katı yetiştirilme tarzı,
yerleşik inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık endişesidir.
TEDAVİ
Cinsel sorunların tedavisinde ilaç ve hormon tedavilerinin, hipnoz ve
destekleyici yöntemlerin etkinliği geçicidir. Cinsel sorunlar her zaman derin
çatışmalardan kaynaklanmaz. Bu anlayıştan hareket ederek, son 30 yıldır cinsel
soruna odaklaşan kısa “cinsel terapi” daha fazla uygulanmaktadır. Cinsel
tedavide genel yaklaşımın temel özellikleri şöyledir: Çiftin cinsel ve cinsel
olmayan ilişkilerinde söz ve davranış yolu ile daha iyi bir iletişim kurmalarına
yardım edilir. Amaç, çifte işbirliğine girme ve sorunu çözme sorumluluğu
vermektir. Cinsel bilgilendirmede cinsel organların anatomisi fizyolojisi ve
psikolojik bağlantıları anlatılır. Kolaydan daha zora derecelendirilmiş bir seri
“cinsel ev ödevleri” verilir. Tedavinin iyileştirici püf noktası çiftin aktif
olarak tedaviye katılması emek vermesidir. Buna fırsat veren tedavici deneyimli,
bilgili, kadın ve erkeğin erotik duygularına duyarlı, yargılayıcı olmayan, ensek
cinsel tedavi alanında uzman olan kişidir.
TEDAVİ SONUÇLARI
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde 20 yıldan beri cinsel tedaviler
yapılmaktadır. Bu alanda tedaviciler de düzelen hastalar da çoğalmıştır. Cinsel
sorunların değerlendirilmesi ve tedavisi uzmanlık eğitimine yerleşmiş, tıp
öğrencilerinin ders programına konmuştur.
En iyi sonuçlar batıda ve kliniğimizde vajinismus ve erken boşalma
yakınmalarından alınmaktadır. Zaten en sık başvuruları da bu sorunlar oluşturur.
Tedavi süresi işbirliği iyi gittiğinde ortalama 1-3 aydır. İlişkileri iyi olan,
aralarında sevgi ve güven bağı olan çiftlerin sorunlarını çözme şansı daha
yüksektir.
SIK GÖRÜLEN CİNSEL SORULAR
Çoğu zaman çiftlerin cinsel yaşamları ile ilgili getirdikleri şikayetler
bir cinsel işlev bozukluğunu oluşturmaz ama buna rağmen sıkıntıya neden olur.
Hemen tüm ruh sağlığı çalışanları hastaların yaşamlarındaki cinsel sorunlarla
karşılaşırlar. Bu yakınmalar terapi gerektirebilir veya başka evlilik/çift
sorunu olarak çıkar veya bireyin tüm yaşam sorunlarının bir kısmı olabilir.
Ortak yakınmaların odaklaştığı alanlar şunlardır:
a- Cinsel ilişki sıklığı
b- Cinsel ilişkinin şekli
c- Cinselliği başlatma veya geri çevirme
d- Cinsellik hakkında kavgalar
e- Başkalarını çekici bulma ve sevgililik ilişkileri
Bu gibi yakınmalar basit bir şekilde bireyin bireysel veya yakın
ilişkideki cinsel kimlik gelişiminde normale ulaşma çabasını aksettireceği gibi
çok ciddi bir soruna da ayna tutabilir.
Prof. Dr. Arşaluys Kayır
İstanbul Üniversitesi İst. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı,
Psikonevroz ve Psikoterapi Birimi-Çapa
| |
|